8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların tarih boyunca elde ettiği başarıları onurlandırmak için dünyanın dört bir yanında kutlanan küresel bir farkındalık günüdür. Bu özel gün, kadınların siyasi, ekonomik, bilimsel ve sosyal alanlardaki katkılarını görünür kılarken, aynı zamanda eşitlik yolunda hâlâ aşılması gereken engellere dikkat çeker.
Bugün sadece bir kutlama değil, aynı zamanda güçlü bir hatırlatmadır: Dünyanın dört bir yanında milyonlarca kadın eşit ücret, eğitime erişim, siyasi temsil ve şiddetten uzak bir yaşam için mücadele etmeye devam ediyor. 8 Mart, bu mücadelenin sesinin daha da yükseldiği ve küresel dayanışmanın güçlendiği bir gündür.
Bu anlamlı günde, Türkiye’nin cesur, öncü ve ilham veren kadınlarını anmak ve onların mirasını hatırlamak büyük önem taşır. Bilimden sanata, eğitimden siyasete kadar birçok alanda ilklere imza atan bu kadınlar, yalnızca kendi dönemlerini değil, gelecek nesilleri de etkilemiştir.
Türkiye, genç kuşaklara ilham veren güçlü kadın figürleriyle dolu bir tarihe sahiptir. Topluma yön veren, sınırları aşan ve cesaretleriyle fark yaratan olağanüstü Türk kadınının hikayeleri, bugün hâlâ milyonlarca insan için ilham kaynağı olmaya devam ediyor. İşte Türkiye’nin tarihine damga vuran ve farklı alanlarda iz bırakan bu güçlü kadınların etkileyici hikayeleri.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü – Cesur Kadınlarınımızı Kutlamak

1913 doğumlu olan Gökçen, yetim kalmış ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından evlat edinilen 13 çocuktan biridir.
Sabiha Gökçen: Dünyanın İlk Kadın Savaş Pilotu
İstanbul’a gelen pek çok yabancı ve ziyaretçi, şehrin Asya yakasında bulunan ve adını bu ünlü isimden alan ikinci uluslararası havalimanıyla Sabiha Gökçen’i tanımaktadır. 1913 doğumlu olan Gökçen, yetim kalmış ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından evlat edinilen 13 çocuktan biridir.
1934 Soyadı Kanunu uyarınca, “gökyüzüne ait” anlamını taşıyan Gökçen soyadı kendisine verilmiştir. Sadece 23 yaşında, Gökçen dünyanın ilk kadın savaş pilotu olarak tarihe geçerek bu unvanı Guinness Rekorlar Kitabı’nda tescilletmiştir. Uzun kariyeri boyunca 32 askeri operasyonda yer alıp yaklaşık 8.000 saatlik uçuş deneyimi edinen Gökçen, 1938’de Balkanlar çevresinde beş günlük tarihi bir barış misyonuna da katılmıştır.

Ankara’daki Anıtkabır’ın inşasında baş mühendis olarak görev yapan Türkiye’nin ilk kadın mühendisi -8 Mart Dünya Kadınlar Günü
Sabiha Rıfat Gürayman: Türkiye’nin İlk Kadın Mühendisi ve Voleybolcusu
1910 doğumlu Sabiha Rıfat Gürayman, sadece Ankara’daki Anıtkabır’ın inşasında baş mühendis olarak görev yapan Türkiye’nin ilk kadın mühendisi olmakla kalmamış, aynı zamanda Türkiye’nin ilk kadın voleybolcusu olmuştur. Üstelik 1929’da Fenerbahçe erkek voleybol takımına katılarak şampiyonluk unvanı kazanan Türkiye’de karma takımda oynayan ilk kadın da olarak tarihe geçmiştir.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü -Halide Edib Adıvar, Türk milliyetçisi, romancı ve kadın hakları konusunda siyasi liderdi.
Halide Edib Adıvar (1884-1964)
Halide Edib Adıvar, Türk milliyetçisi, romancı ve kadın hakları konusunda siyasi liderdi. Müslüman kadınların düşük sosyal statüsünü eleştiren romanlarıyla tüm dünyada tanınır. Kadınların düşük sosyal statüsünü, çoğu kadının durumlarını değiştirmeye ilgi göstermemesinin bir sonucu olarak tanımlamıştır.

Safiye Ali
Safiye Ali (1891-1952)
“Savaşta yaralı askerlerimizi tedavi etmek, benim için Türkiye’yi iyileştirmek ve Cumhuriyetimizin büyüklüğüne katkıda bulunmak demekti.”
Safiye Ali, İstanbul’daki Robert Koleji’nden mezun olduktan sonra tıp doktoru olan Türkiye’nin ilk kadınıdır. Türk Kurtuluş Savaşı, Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı’nda askerlerin tedavisini üstlenmiş; 1922’de İstanbul’da kendi muayenehanesini açmıştır.

Kadın hakları aktivisti, gazeteci, oy hakkı savunucusu ve Osmanlı döneminde ilk feminist kadın dergisinin ve Müslüman kadın hakları örgütünün kurucusu olan Nuriye Ulviye Mevlan Civelek
Nuriye Ulviye Mevlan Civelek (1893-1964)
“Kadınların kendi geçimlerini sağlayabilmelerini engellemek isteyen erkeklerin en yaygın bahanelerinden biri, kadınların yeterince eğitimli olmadığı ve tecrübesiz olduklarıdır. Peki, tüm esnaflar zanaat okuluna mı gider? Yüksek öğrenimleri var mı? Gerçekte çoğu okuryazar değildir.”
Kadın hakları aktivisti, gazeteci, oy hakkı savunucusu ve Osmanlı döneminde ilk feminist kadın dergisinin ve Müslüman kadın hakları örgütünün kurucusu olan Nuriye Ulviye Mevlan Civelek, dünya çapındaki birçok akademisyen tarafından modern dünya tarihinin en önemli feminist savunucularından biri olarak kabul edilmektedir. Osmanlı döneminde yayına sahip olan ilk kadın olarak, dergisi Müslüman bir kadının fotoğrafını yayınlayan ilk dergi olma özelliğini taşır.

Feriha Tevfik Dağ (1910-1991)
“Türk kadınları güzeldir ve bunu kanıtladım.”
Güzellik yarışması yarışmacısı ve aktris olarak Feriha Tevfik Dağ, 1929’da Türkiye’nin ilk Miss Turkey’i seçilmesiyle tanınır. Ünlü Amerikalı model ve aktris Marilyn Monroe, cazibesi ve benzer güzelliği nedeniyle sık sık Feriha ile kıyaslanmıştır.

Keriman Halis Ece
Keriman Halis Ece (1913–2012)
Keriman Halis Ece, 1932 yılında Belçika’da düzenlenen uluslararası güzellik yarışmasında birinci olarak Dünya Güzeli seçilen ilk Türk kadınıdır. Bu başarı, genç Türkiye Cumhuriyeti için büyük bir gurur kaynağı olmuş ve Türk kadınının modern dünyada görünürlüğünün sembollerinden biri haline gelmiştir. Yarışmanın ardından Mustafa Kemal Atatürk kendisine “Ece” soyadını vermiştir.
Keriman Halis Ece’nin elde ettiği bu başarı, Cumhuriyet döneminde kadınların toplumsal hayatta daha güçlü bir şekilde yer almaya başladığının önemli bir simgesi olarak görülür. Onun dünya sahnesinde kazandığı ün, Türk kadınının özgüvenini ve görünürlüğünü artıran bir dönüm noktası olmuş; modern, eğitimli ve güçlü Türk kadını imajının uluslararası alanda tanınmasına katkı sağlamıştır.

Es, Kore, Japonya, Vietnam ve Ruanda’da muharebe fotoğrafçılığı yaptı.
Semiha Es: Dünyanın İlk Kadın Savaş Fotoğrafçılarından Biri
Batı dünyası Gerda Taro‘yu ilk kadın savaş fotoğrafçısı olarak görse de, Alman meslektaşının yalnızca iki yıl ardından, 1912 doğumlu Türkiye’den Semiha Es kesinlikle yakın bir ikinci sırada yer alıyor. Fotoğrafçılığı gazeteci olan kocası tarafından öğrenen Es, Kore, Japonya, Vietnam ve Ruanda’da muharebe fotoğrafçılığı yaptı. Taro’nun 26 yaşında savaş alanında hayatını kaybetmesinin aksine, Es 100 yaşına kadar yaşamış ve 2012’de İstanbul’un Balmumcu mahallesindeki evinde vefat etmiştir.

Azra Erhat, yaptığı çalışmalar, ülkeyi destansı hikayeler ve antik kahramanlarla tanıştırarak, Türkiye’de sosyal bilimlerin temellerinin atılmasına öncülük etti.
Azra Erhat: Türk Hümanizminin Öncüsü ve “Mavi Yolculuk” Terimini Yaratıcısı
1915 doğumlu Azra Erhat, yazar, arkeolog, klasik filolog ve Antik Yunan’ın klasik edebiyatını – Homeros’un “İlyada” ve “Odysseia” gibi eserleri – Türkçeye çeviren önemli bir isimdir.
“Mavi yolculuğu anlatmak zordur, mavi yolculuğu yaşamak gerek. Tam yirmi yıldır, onar, on beşer kişilik gruplarla, dünyanın birçok ülkelerinden gelme genç yaşlı insanlarla mavi yolculuk yaparız. Aramızda sanatçılar, yazarlar, öğretmenler, her meslekten insan bulunur. Birçoğu öğrenci ya da çocuktur, ama nereden gelmiş olurlarsa olsunlar, çevreleri, yaşları ne olursa olsun, hepsi iki üç hafta süren mavi yolculuk dönüşünde başka bir insan olarak çıkarlar karaya. Gözleri güzellikle, gövdeleri sağlıkla, ruhları mutlulukla dolmuştur (1962).”_Azra Erhat’ın Mavi Yolculuk Kitabından
Yaptığı çalışmalar, ülkeyi destansı hikayeler ve antik kahramanlarla tanıştırarak, Türkiye’de sosyal bilimlerin temellerinin atılmasına öncülük etti. Ülkeyi ziyaret edenlerin, deneyimlerini kaleme aldığı bir kitapta “Mavi Yolculuk” terimini ortaya atmasıyla bu eşsiz seyahat deneyimini benimsemeleri, Bodrum’un ülkenin en popüler tatil destinasyonlarından biri haline gelmesini sağladı. Cevat Şakir Kabaağaçlı nam-ı diğer “Halikarnas Balıkçısı” ve yazar Sabahattin Eyüboğlu ile birlikte, Türkiye’nin turkuaz kıyılarını simgeleyen bu yolculuğu ölümsüzleştirdiler.

1916 doğumlu Halet Çambel, birçok yeteneği bir arada barındıran eşsiz bir figürdü.
Halet Çambel: Hitit Hiyerogliflerini Çözen Arkeolog Ve İlk Müslüman Kadın Olimpiyat Sporcusu
1916 doğumlu Halet Çambel, birçok yeteneği bir arada barındıran eşsiz bir figürdü. Sorbonne’da eğitim görmüş bir arkeolog olan Çambel, Karatepe açık hava müzesinin kurulmasında kilit rol oynadı ve Fenike alfabesine ait bir yazıtı ortaya çıkararak Hitit hiyerogliflerinin şifresini çözdü. Spor alanında ise, 1936’da Olimpiyatlara katılarak, bu alanda yarışan ilk Müslüman kadın sporcusu olarak tarihe geçti. Rivayete göre, Adolf Hitler ile görüşme daveti almış ancak siyasi görüşleri nedeniyle reddetmiştir. Güçlü çiftin vazgeçilmez parçası olarak bilinen Çambel, aynı zamanda şair Nail Çakırhan ile evlendi; Nail Çakırhan, memleketi Akyaka’nın mimarisini dönüştürmesiyle 1983’te Aga Khan Mimarlık Ödülü’nü kazandı.

Bahriye Üçok
Bahriye Üçok (1919–1990)
Bahriye Üçok, Türkiye’nin ilk kadın ilahiyat profesörlerinden biri, akademisyen, yazar ve siyasetçidir. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde uzun yıllar öğretim üyeliği yapmış, İslam tarihi ve kadın hakları üzerine önemli çalışmalar yürütmüştür. Akademik kariyerinin yanı sıra Türkiye’de laiklik, kadın hakları ve çağdaş toplum anlayışı konusunda aktif bir entelektüel olarak öne çıkmıştır. Daha sonra siyasete girerek milletvekilliği ve senatörlük görevlerinde bulunmuştur.
Bahriye Üçok, kadınların toplumdaki yerinin güçlenmesi için cesur fikirler ortaya koyan öncü isimlerden biri olarak kabul edilir. Özellikle kadınların eğitim, özgürlük ve eşitlik hakkını savunan çalışmalarıyla birçok kadına ilham vermiştir. 1990 yılında uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetmesine rağmen, düşünceleri ve mücadelesi Türkiye’de kadın hakları ve demokrasi tartışmalarında kalıcı bir iz bırakmıştır.

Muazzez İlmiye Çığ
Muazzez İlmiye Çığ (1914–2024)
Muazzez İlmiye Çığ, dünyaca tanınan bir Sümerolog, arkeolog ve yazardır. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde eğitim aldıktan sonra İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde uzun yıllar çalışmış ve binlerce çivi yazılı tabletin sınıflandırılması ve korunmasına katkıda bulunmuştur. Sümer, Akad ve Babil uygarlıkları üzerine yaptığı araştırmalarla Mezopotamya tarihinin anlaşılmasına önemli katkılar sağlamıştır.
Muazzez İlmiye Çığ, bilimsel çalışmalarının yanı sıra tarih ve uygarlık üzerine yazdığı kitaplarla geniş kitlelere ulaşmıştır. Uzun ve üretken yaşamı boyunca bilime adanmış bir hayat sürmüş, özellikle gençler ve kadınlar için merak, öğrenme ve araştırma tutkusunun güçlü bir sembolü olmuştur. Türkiye’de bilimsel düşüncenin ve tarih bilincinin yaygınlaşmasına yaptığı katkılarla ilham veren önemli bir aydın olarak hatırlanmaktadır.

1919 doğumlu olan Mualla Eyüboğlu, mimar ve restorasyon uzmanı
Mualla Eyüboğlu: Türkiye’nin Öncü Mimarı ve Restoratörü
Mualla Eyüboğlu, Blue Cruise ile ünlenen yazar Sabahattin Eyüboğlu’nun kardeşi ve Türkiye’nin en ünlü ressamlarından Bedri Rahmi Eyüboğlu ile aynı aileden gelmektedir. 1919 doğumlu olan Mualla Eyüboğlu, mimar ve restorasyon uzmanı olarak, öğretmen yetiştirmeyi amaçlayan ve hem pratik hem de klasik eğitim veren köy enstitülerinin kurulmasında önemli bir rol oynadı. Ayrıca, Ayasofya, Topkapı Sarayı ve Rumeli Hisarı gibi pek çok önemli tarihi eserin korunmasında da başat rol oynayarak, Türkiye’nin kültürel mirasına sahip çıktı.

Dilhan Eryurt, NASA’da çalışan ilk Türk kadın bilim insanı olarak tarihe geçti
Dilhan Eryurt: Ay İniş Misyonu İçin Ödül Alan Astrofizikçi
1926 doğumlu Dilhan Eryurt, NASA’da çalışan ilk Türk kadın bilim insanı olarak tarihe geçti. Güneş ve diğer yıldızların oluşumu ile evrimi üzerine yaptığı önemli bilimsel katkılar, insanların ilk kez aya iniş yaptığı 1969 Apollo 11 misyonunda belirleyici rol oynadı.
Aynı yıl NASA Apollo Başarı Ödülü’nü kazanan Eryurt, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından verilen bursla çalışırken, Ay’ın oluşumuna dair teoriler geliştiren Alastair G. W. Cameron ile birlikte görev yaptı. Daha sonra NASA’nın Goddard Uzay Çalışmaları Enstitüsü’nde, tek kadın astronom olarak çalışmalarını sürdürdü.

Türkan Saylan – Kız Çocuklarının Umut Işığı
Türkan Saylan (1935–2009), Türkiye’nin en saygın hekimlerinden ve toplum gönüllülerinden biri olarak dermatoloji alanında önemli çalışmalara imza atmış bir profesördür. Tıp kariyeri boyunca özellikle cüzzam (lepra) hastalığıyla mücadele etmiş, bu hastalığın Türkiye’de kontrol altına alınmasında büyük rol oynamıştır. Akademik çalışmalarının yanında toplumsal sorumluluğa da büyük önem veren Saylan, 1989 yılında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD)’ni kurarak eğitim alanında kalıcı bir etki yaratmıştır.
Türkan Saylan’ın en büyük miraslarından biri, özellikle kız çocuklarının eğitim hakkı için verdiği mücadeledir. ÇYDD aracılığıyla on binlerce kız öğrenciye burs sağlayarak onların eğitim hayatına devam edebilmesine katkı sağlamış, birçok genç kadının hayatını değiştirmiştir. Yaşamının son döneminde kansere rağmen çalışmalarını bırakmayan Saylan, “Biz buradayız, biz varız” sözleriyle kararlılığın ve toplumsal sorumluluğun simgesi olmuştur. Cesareti, eğitime verdiği önem ve kadınların güçlenmesine yaptığı katkılarla Türk kadını için ilham veren bir figür olarak hafızalarda yerini korumaktadır.
Buna da bakın:

Türkan Şoray’ın geniş filmografisi, onu dünyada en çok filmde oynayan kadın oyuncu yapmaktadır.
Türkan Şoray: Dünyanın En Üretken Oyuncusu
Türkan Şoray, diğer adıyla “Sultan” olarak da bilinir; Türk sinemasının imparatoriçesi unvanını taşır. 1945 doğumlu olan Şoray, 15 yaşında başladığı kariyerinde bugüne kadar 222’den fazla filmde rol almıştır. Bu geniş filmografisi, onu dünyada en çok filmde oynayan kadın oyuncu yapmaktadır.
Şoray, 1950’lerden 1970’lere kadar her yıl 300’den fazla filmin çekildiği “Yeşilçam” dönemi olarak adlandırılan Türk sinema endüstrisinin altın çağında kilit bir rol oynamıştır.
Buna da bakın:

Nezihe Muhiddin Tepedelengil (1889-1958): Türk Düşünür, Gazeteci, Yazar, Kadın Hakları Savunucusu.
“Türk kadınlarının haklarını ve siyasi eşitliği elde etme zamanı geldi.”
Nezihe Muhiddin, Osmanlı ve Türkiye döneminde kadın hakları aktivisti, gazeteci ve yazardı. Bir siyasi lider olarak, statüsü 1923 Temmuz’unda, imalı bir şekilde “Kadın Halk Partisi” veya “Kadınların Halk Partisi” olarak adlandırılan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk partisinin kurucusu olmasını sağladı. O dönemin siyasi atmosferi nedeniyle parti resmen tanınmasa da, Muhiddin bu engeli aşarak Türk Kadınlar Birliği’ni kurdu ve siyasi eşitlik mücadelesine devam etti.
Tüm hayatını Türk kadınlarının yaşam kalitesini artırmaya adadı.

Sertab Erener (1964 – …)
“Aşk ölmez.”
Türkiye’nin en başarılı kadın şarkıcılardan biri olan Sertab Erener, Türk pop müzik sahnesinin divalarından biri ve crossover soprano olarak bilinir.
Avrupa’da, 2003 Eurovision Şarkı Yarışması’nı “Every Way That I Can” adlı hit şarkısıyla kazanmasıyla tanınır.
İstanbul doğumlu olan Erener, Türk müzik ikonu Sezen Aksu ile çalıştıktan sonra kariyerinde büyük başarıya ulaşmıştır. 2009’da Painted on Water adında bir grup kurarak, Amerika Birleşik Devletleri’nde ismiyle aynı olan bir albüm çıkarıp, ABD müzik endüstrisinde beklenmedik bir etki yaratmıştır.
Buna da bakın:

Elif Şafak (1971 – …)
“Türkiye’de erkekler yazar, kadınlar okur. Bu durumun değiştiğini görmek istiyorum.”
Elif Şafak, sekiz romanın yazarı ve Türkiye’nin en çok okunan kadın yazarlarından biridir. 30’dan fazla dile çevrilen olağanüstü eserleriyle 2010’da Fransa’da Sanat ve Edebiyat Nişanı Chevalier onursal unvanıyla ödüllendirilmiştir. Hem Türkçe hem İngilizce kurgu eserler yazan Şafak, zamanını İstanbul ve Londra arasında bölüştürmektedir.
Batı ve Doğu hikaye anlatım geleneklerini harmanlayan Elif Şafak, azınlıklar, kadın hakları, göçmenler, gençlik ve alt kültürler, kültürel politika, tasavvuf ve felsefe gibi pek çok farklı alana ilgi duymaktadır.
Doğu ile Batı arasındaki edebi ayrımcılığın farkında olan Şafak,
“Beyaz, orta sınıf bir Amerikalı yazar form üzerinde deney yapıp istediği herhangi bir konuyu seçebilir; ancak Cezayir ya da Tunus’tan gelen bir kadın yazar, belirli bir kültürel kutuya uyan hikayeler üretmek zorunda kalır”
şeklinde görüş belirtmiştir.
İlginizi Çekebilir:
Zorlu Dönemlerde Türk Kadınlarının Gücü
Bu kadınlar ve daha niceleri, Türkiye’nin kadın gücüne katkıda bulunarak, ülkemizi zorlu dönemlerden geçerken gururlandırdı. Türk kadınlarının bilim, spor, iş dünyası ve daha birçok alandaki başarıları, kadınların ne kadar güçlü ve yetenekli olduğunu da ortaya koydu.
Başarılarıyla tarihe imza atan Türk kadınları; ilham verici mirasları ve öncü adımlarıyla gelecek nesillere yol göstermeye devam edecek.
Kadınların gücü, dünyayı daha adil, daha eşit ve daha güzel bir yer haline getirme potansiyeline sahiptir. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde, sadece bugün değil, her gün kadınların haklarını, başarılarını ve mücadelesini desteklemeye devam edelim. Daha güçlü, daha eşit bir gelecek için birlikte ilerleyelim.
8 Mart Nasıl Kutlanır?
Dünya genelinde 8 Mart, çok farklı biçimlerde anılmaktadır. Kimi ülkelerde resmî tatil ilan edilmişken, kimi ülkelerde büyük miting ve yürüyüşler düzenlenmektedir.
Kişisel Kutlama Fikirleri
Hayatınızdaki kadınlara —annenize, kız kardeşinize, arkadaşınıza, meslektaşınıza— yalnızca bugün değil, her gün değer verdiğinizi hissettirin. Onların başarılarını görünür kılın, hikâyelerini paylaşın.
Bu Gün Okuyabileceğiniz Kitaplar
Chimamanda Ngozi Adichie’nin “Hepimiz Feminist Olmalıyız”, Virginia Woolf’un “Kendine Ait Bir Oda” veya Elif Şafak’ın “Siyah Süt” adlı eserleri bu günün ruhuna uygun güçlü okumalar sunmaktadır.
İzlenebilecek Filmler ve Belgeseller
Hidden Figures (2016), RBG (2018), Suffragette (2015) ve Malala (2015) bu günün anlam ve önemine dair güçlü sinematik deneyimler sunmaktadır.
Sosyal Medyada Nasıl Destek Olunabilir?
#IWD2026, #8Mart, #KadınlarGünü gibi etiketleri kullanarak farkındalık yaratabilir; çevrenizde ilham veren kadınları tanıtabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
8 Mart neden Kadınlar Günü olarak kutlanır?
8 Mart 1857’de New York’ta tekstil işçisi kadınların başlattığı grevden ilham alan bu gün, 1913’ten itibaren 8 Mart tarihi olarak kutlanmaya başlanmış ve 1975’te Birleşmiş Milletler tarafından resmi olarak Dünya Kadınlar Günü ilan edilmiştir.
Dünya Kadınlar Günü ilk ne zaman kutlandı?
İlk Uluslararası Kadınlar Günü, 19 Mart 1911’de Avusturya, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de kutlandı. Yaklaşık 1 milyon kişi bu kutlamalara katıldı. Tarih, 1913’te 8 Mart olarak sabitlendi.
Türkiye’de kadınlar oy hakkını ne zaman kazandı?
Türk kadınları 1930’da belediye seçimlerinde, 1934’te ise genel seçimlerde oy kullanma ve seçilme hakkını kazandı. Bu tarih pek çok Batı Avrupa ülkesinden önce gelir; Fransa 1944, İtalya ise 1945’te kadınlara oy hakkı tanımıştır.
8 Mart tatil mi?
8 Mart, Türkiye’de resmî tatil değildir. Ancak Rusya, Çin, Küba, Afganistan ve bazı eski Sovyet ülkeleri dahil pek çok ülkede resmî tatil olarak kutlanmaktadır.
8 Mart mesajları ve sözleri nelerdir?
En anlamlı mesajlar, samimi ve kişisel olanlardır. Ancak ilham almak isteyenler için:
“Bir kadını eğitirseniz bir nesli eğitmiş olursunuz” (African Proverb),
“Kadınlar taşıyabildiklerini değil, taşımak zorunda kaldıkları için güçlüdür” (Caroline Kent),
“İyi yapıldığında, cesaret bulaşıcıdır” (Helen Keller).
Harekete Geç, Ses Ol. 8 Mart yalnızca bir gün değil; her gün sürdürmemiz gereken bir bilinç ve sorumluluktur.



