Skip to main content

Sinestezi nedir? Duyuların birbirine karıştığı bu gizemli algı biçimi, bazı insanların sesleri renk olarak görmesine, kelimeleri tatlarla ya da sayıları mekânsal bir düzenle algılamasına neden olur. Bilimsel olarak incelenen bu sıra dışı deneyim, beynin dünyayı algılama biçimine dair çarpıcı ipuçları sunar.

Sesleri tadabildiğinizi ya da renkleri koklayabildiğinizi hayal edin. Kulağa tuhaf gelebilir, ancak bazı insanlar için bu durum gerçekten var.

Renkleri tadabildiğinizi ya da sesleri koklayabildiğinizi düşünün. Bu garip görünebilir, ama bazı insanlar için bu tamamen gerçektir.

Sinestezi Nedir? Duyuların Birbirine Karıştığı Gizemli Algı Biçimi

Sinestezi, renkleri tatmak veya sesleri hissetmek gibi duyular arası geçişlere neden olan bir algı olgusudur. Bazı insanlar bunu, normalde tek bir duyunun devreye girmesi gerekirken iki ya da daha fazla duyunun aynı anda aktive olması nedeniyle, beyinlerindeki “kabloların çapraz bağlanmış olması” şeklinde tanımlar.

Sinestezi bir hastalık ya da tıbbi bir durum değildir; ancak bazı beyinle ilişkili durumların belirtisi olarak ortaya çıkabilir.

Teknik olarak konuşursak, renkleri tatma yeteneği sinestezi adı verilen bir durumdan kaynaklanır. Sinestezi, duyularımızdan herhangi ikisinin birbiriyle kesişmesiyle ortaya çıkar. Bir sinestezi sahibi, mor rengi gördüğünde acı bir tat alabilirken, bir başkası belirli bir müzik notasını duyduğunda gül kokusu alabilir.

Sinestezi Çeşitleri

Sinestezinin ilginç yanı, deneyimlenme biçimlerinin son derece çeşitli olmasıdır. Tam olarak 80 farklı türü vardır.

Yaygın bir türde harfler ve sayılar renklerle “boyanmıştır”. Örneğin “A” kırmızı, “B” sarı olabilir. Bir diğer yaygın türde ise haftanın günleri ya da yılın ayları belirli renklere sahiptir. SSalı turuncu olabilirken, Çarşamba yeşil olabilir.

Bazı insanlar için kapı açılma sesi ya da araba kornası gibi sesler renk görmeyi tetikleyebilir ya da bedensel hisler yaratabilir. Örneğin sanki birisi onlara dokunuyormuş gibi.

Ve daha nadir türler vardır… Bazı kişiler birinin omzuna dokunulduğunu gördüğünde, o dokunuşu kendi omzunda da hissedebilir.

En ilginç nadir türlerden biri ise belirli sesleri duyduğunuzda farklı tatlar almanızdır. Bir kapı çarptığında muhallebi tadı almak ya da “mendil” kelimesini duyduğunuzda waffle tatmak gibi. Hatta bazı insanlar sürekli bir tat akışı deneyimleyebilir.

Bazı sinestezi türleri daha yaygın ya da daha iyi bilinir. Bunlar arasında şunlar yer alır:

  • İşitsel-dokunsal sinestezi
  • Gün–renk sinestezisi
  • Grafem–renk sinestezisi
  • İşitme–hareket sinestezisi
  • Ayna-dokunma sinestezisi
  • Zaman–mekân sinestezisi
  • Görselleştirilmiş duyumlar

Sinesteziniz Olabilir Ve Bunu Bilmiyor Olabilirsiniz

Bazı sinestezi sahipleri bu benzersiz algı biçiminin farkına çocukken varırken, bazıları uzun bir süre; hatta hiç bunun sıra dışı bir şey olduğunu fark etmez.

Ayrıca bu durum çoğu zaman o kadar hafiftir ki, insanlar bilinçli olarak bunu hiç fark etmeyebilir.

Çoğu sinestezi sahibi, bu deneyimlerin aslında oldukça keyifli ya da nötr olduğunu söyler. Ancak özellikle renkleri tadan kişiler için, günlük hayatta başa çıkması zor olabilir. Ve bu deneyim zaman zaman duyusal aşırı yüklenmeye yol açabilir.

Otizmli Bireylerde Daha Yaygındır

Herkes sinesteziye sahip olabilir, ancak uzmanlar otizmli bireylerin bu duruma üç kat daha yatkın olduğunu söylüyor.

Bu her zaman birlikte ortaya çıktıkları anlamına gelmez, ancak aralarında kesinlikle bir ilişki vardır — muhtemelen otizmin de nöronlar arası aşırı bağlantıdan kaynaklanabilmesi nedeniyle.

Sinestezi aslında büyük bir avantaj olabilir

Bazı insanların sinestezilerini bir avantaj olarak gördüğünü hayal edebilirsiniz.

Birçoğu, bu durumun belirli bilgileri ezberlemelerine yardımcı olduğunu söylüyor (sınav çalışırken çağrışım yöntemini hiç kullandınız mı?). Uzmanlar da sinesteziye sahip kişilerin, diğer insanlara kıyasla çok daha güçlü hafızalara sahip olduğunu belirtiyor.

Ama bu kadarla da kalmıyor. Sinestezi sahiplerinin genel olarak daha yaratıcı olduğu ve zamanlarını sıklıkla müzik, sanat ve tiyatroya yönelerek geçirdikleri de bulunmuş.

Sinestezinin Nedeni Hâlâ Bir Gizem, Bilim Tam Olarak Çözemedi

Sinestezinin kısmen genetik olduğu ve aileden miras alınabildiği düşünülse de, çevresel faktörlerin de rol oynadığına inanılıyor.

İlginç olan şu ki, tüm bebekler sinesteziyle doğar. Ancak dört ya da beş aylık olduklarında duyularımız beynimizin doğru bölgelerine bağlanır.

Sinesteziye sahip kişilerde ise uzmanlar, beynin bazen doğru şekilde bağlanmadığını ve bunun da duyular arasında bu “çapraz bağlantıya” yol açtığını düşünüyor.

Ayrıca, büyük bir travma ya da ciddi bir kafa travması sonrasında hayatlarının ilerleyen dönemlerinde sinestezi kazandıklarını söyleyen bazı insanlar da vardır.

Hepimiz Sinesteziyi Temel Düzeyde Anlıyoruz

Bazı uzmanlar, aslında hepimizin bir ölçüde sinesteziye sahip olduğunu düşünüyor. Farkın, bazılarımızın buna diğerlerinden daha duyarlı olması olduğunu söylüyorlar. Hatta yapılan testler, hepimizin bunun nasıl çalıştığına dair doğuştan bir sezgiye sahip olduğumuzu gösteriyor.

Bunun en ünlü örneklerinden biri şu deneydir. İnsanlara yuvarlak bir şekil ile köşeli bir şekil gösterilir ve şu soru sorulur:

“Hangisinin adı Kiki, hangisinin adı Bouba?”

Aşağıdaki görsellere bakın ve okumaya devam etmeden önce kendiniz deneyin…

Kiki ve Bouba

Bu soru anlamsız gibi görünebilir. Ancak, neredeyse herkes, yuvarlak şeklin Bouba, sivri olanın ise Kiki olduğunu söyler. B u seçim kültürden ve dilden bağımsızdır. Bu deney artık “Bouba/Kiki etkisi” olarak bilinir. Ve sinesteziye sahip olsak da olmasak da, beynimizin bu tür çağrışımları yapabildiğini gösterir.

Bu kadar çok türü olduğu için, sinesteziyi kesin olarak teşhis eden kusursuz bir “test” yoktur.