İstanbul’un En Eski ve En Meşhur Tarihi Pastaneleri, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü bir gastronomi mirasını, Beyoğlu’ndan Kadıköy’e şehrin kültürel belleğine kazınmış lezzet durakları üzerinden keşfetmeye davet ediyor.
Beyoğlu’nda bir sergi açılışından önce uğranılan yer, Kadıköy’de edebiyatçıların tartışmaların yaşandığı masa, Nişantaşı’nda nesiller boyu süregelen pazar sabahı ritüeli… İstanbul’un tarihi pastaneleri sadece tatlı satan yerler değil; şehrin kültürel belleğinin parçaları. Profiterol, kup griye, acıbadem kurabiyesi… Bu lezzetlerin her biri bir pastaneyle, her pastane bir göçmen hikâyesiyle, her hikâye İstanbul’un kozmopolit ruhunun ta kendisiyle bütünleşmiş.
Bu rehberde, İstanbul’un bugün hâlâ kapılarını açık tutan en eski ve en meşhur tarihi pastanelerini bulacaksınız. Her birinin kuruluş hikâyesini, imza lezzetlerini ve adresini sizin için derledik.
İstanbul’un En Eski ve En Meşhur Tarihi Pastaneleri

Sonradan 1940’ta Avedis Ohanyan Çakır tarafından satın alınarak Markiz adını alan pastane, seramik Art Nouveau duvar panoları ve 1980’e kadar süren Beyoğlu sosyal hayatının merkeziyle tarihe geçti.
Tarihin İlk Sayfası: Lebon ve Markiz (1810 – 1980)
İstanbul’un pastane kültüründen söz ederken kapanmış olsalar da bu iki isimden sözetmeden olmaz.
İstiklal Caddesi’ndeki Lebon Pastanesi, ilk olarak ‘Cafe De Saint Petersburg’ adıyla Fransız pastacı Charles Bourdon tarafından kurulmuş. 1886’da Edouard Lebon tarafından şekillenerek bugünkü hüviyetini kazanmış. Namık Kemal, Pierre Loti ve Yahya Kemal bu pastanenin müdavimlerindenmiş..
Sonradan 1940’ta Avedis Ohanyan Çakır tarafından satın alınarak Markiz adını alan pastane, seramik Art Nouveau duvar panoları ve 1980’e kadar süren Beyoğlu sosyal hayatının merkeziyle tarihe geçti.
Bu iki pastane artık yok; ama bıraktıkları kültürel miras, onlardan sonra gelen tüm İstanbul pastanelerinin omurgasını oluşturuyor.

Kup Griye vanilyalı ve karamelli dondurma, krem şanti, balbadem ve karamel sosu… 1954’ten bu yana değişmeyen tarif.
1. Baylan Pastanesi — Kadıköy (1923)
Türkiye Cumhuriyeti’yle yaşıt: 1923. Filip Lenas adında Arnavutluk’tan İstanbul’a göç eden Rum bir genç, dönemin ünlü Fransız pastacısı Moulatier’nin yanında çıraklık yapar ve Beyoğlu Deva Çıkmazı’nda ilk pastanesini ‘Loryan’ adıyla açar. Kısa sürede Markiz, Lebon, Moskova gibi Beyoğlu’nun efsane pastaneleriyle aynı nefeste anılmaya başlar.
1934’te yabancı adları Türkçeleştirme yasasıyla isim değişikliğine gidilir. Pastanenin müdavimleri arasındaki Sanat Tarihi Profesörü Burhan Toprak, Çağatay Türkçesi’nde ‘kendi alanında kusursuz, mükemmel’ anlamına gelen ‘Baylan’ adını önerir. Bu isim o kadar sevilir ki bazı aileler çocuklarına Baylan adını koyar, bazıları soyadı olarak alır.
1950’ler ve 60’larda Baylan, Türk edebiyatının kalbinin attığı yer olur. Behçet Necatigil, Cemal Süreya, Haldun Taner, Orhan Kemal, Atilla İlhan… Sayıları 40’ı bulan bu edebiyatçı topluluğu, Türk edebiyat tarihinde ‘Baylancılar Akımı’ adıyla geçer. 1954’te Filip Lenas’ın oğlu Harry Lenas, Viyana ve İsviçre’deki pastacılık eğitimini tamamlayıp döner. Ve Kup Griye’yi yaratır: vanilyalı ve karamelli dondurma, krem şanti, balbadem ve karamel sosu… 1954’ten bu yana değişmeyen tarif.
İmza lezzetleri: Kup Griye (Coupe Grillée), Montebianco, Adisababa, çikolata çeşitleri, madeleine.
Adres: Muvakkithane Cad. No:9/A, Kadıköy (ayrıca Bebek, Moda, Suadiye, Ataşehir, Etiler, Nişantaşı şubeleri)
Saat: 07:00 – 22:00

2012’de bulunduğu binanın tadilata girmesiyle tahliye edilmek zorunda kalan İnci Pastanesi, kısa bir aradan sonra Beyoğlu Mis Sokak’ta yeniden kapılarını açtı.
2. İnci Pastanesi — Beyoğlu (1944)
Arnavut asıllı Lucas Zigoridis İstanbul’a göç eder, birkaç pastanede çalışır ve 1944’te Beyoğlu’ndaki Cercle d’Orient binasının 124 numaralı dükkânında kendi pastasının kapılarını açar. Adını ‘İnci’ koyar. Profiterolu meşhur etmek için bir şeyler yapar: o dönemde Türkiye’nin tanımadığı bu Fransız tatlısını menüsüne koyar. Kısa sürede ‘profiterol denince İnci’ denmeye başlanır.
2012’de bulunduğu binanın tadilata girmesiyle tahliye edilmek zorunda kalan İnci Pastanesi, kısa bir aradan sonra Beyoğlu Mis Sokak’ta yeniden kapılarını açar. Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi’nde Kemal’in Füsun’u götürdüğü pastane olarak da kurmaca dünyaya adını yazdırmış.
İmza lezzetleri: Profiterol (değişmeyen tarif), madlen çikolata, palmiye, ekler, milföy, paskalya çöreği.
Adres: Mis Sokak, Beyoğlu
Saat: 07:00 – 23:00
Buna da bakın:

Savoy, hem pastane hem kahvaltı mekânı hem de glutensiz ürünleriyle her zevke hitap eden bir yer.
3. Savoy Pastanesi — Beyoğlu (1950)
Cihangir’de 1950’de Monsenior Koço tarafından kurulan Savoy, sonraki yıllarda Beri ve Levi ailelerine geçmiş. 1978’de Mordo Levi’nin çırağı Mahmut Taşçıoğlu ve ortakları devralmış. 2000’lerde modern bir yüz kazanmış ama Eski Cihangir’in ve Eski Beyoğlu’nun o tanıdık tadından hiç ödün vermemiş.
Savoy, hem pastane hem kahvaltı mekânı hem de glutensiz ürünleriyle her zevke hitap eden bir yer. Taksim, Sıraselviler Caddesi’ndeki bu küçük mekân, mahallelisinin her gün uğradığı bir ‘köşe pastanesi’ hüviyetini koruyor.
İmza lezzetleri: Çilekli milföy, ekpa (Budapest tatlısı), börekitas, sütlü fındıklı gofret, tartölet, el yapımı Savoy bademlisi.
Adres: Sıraselviler Cad., Taksim/Beyoğlu
Bu gönderiyi Instagram’da gör
4. Day Day Pastanesi — Beyoğlu (1969)
1969’da Kapalıçarşı’daki Cebeci Han içinde kurulan Day Day, adını Ermenice’de ‘dayı’ anlamına gelen kelimeden alıyor. Kuruluşunda Levon Tekneci’nin babası olan Levon Bey’in adı geçiyor. 2000’lerde Mustafa Takyan’a devredilen pastane, ustalarından öğrenilen iş prensiplerini birebir sürdürüyor: her gün sınırlı sayıda üretim, glukoz yerine şeker pancarı, büyümeyi değil kaliteyi ön planda tutmak.
Sabah saatlerinde fırından yeni çıkmış börek ve poğaçalara denk gelme şansı var. Az ama öz çeşidiyle müdavimlerini her gün memnun etmeye devam ediyor.
İmza lezzetleri: Tahinli çörek, tarçınlı elmalı kurabiye, koko, acıbadem kurabiyesi.
Adres: Mollafenari Mahallesi, İskender Boğazı Sokak, 18/b, Beyazıt, Fatih, İstanbul 34120
Bu gönderiyi Instagram’da gör
5. Şekerci Cafer Erol — Kadıköy (1935’ten bu yana)
Aslında Mehmet Efendi’nin tatlı dükkanı olarak başlayan bu hikâye, 1900’lerin başındaki büyük İstanbul yangınında kesintiye uğrar. Mehmet Efendi’nin torunu Cafer Erol, dedesinin yarım bıraktığını tamamlamak üzere 1935-1945 yılları arasında açtığı dükkanlarla yeniden başlar ve bugün Kadıköy’deki ünlü mağazasına dönüşür.
Şekerci Cafer Erol, pastane mi yoksa şekerleme mağazası mı tartışılabilir; ama İstanbul’un tatlı hafızasında kesinlikle özel bir yere sahip. Sayısız çikolata, lokum, badem ezmesi, reçel ve hediye paketi çeşitleriyle hem alışveriş hem de tadım mekanı olarak öne çıkıyor.
İmza lezzetleri: Özel lokum çeşitleri, el yapımı çikolata, badem ezmesi, fındıklı drageler, hediye paketleri.
Adres: Yasa caddesi no:19, Kadıköy
Saat: 08:00 – 23:00
Buna da bakın:
Bu gönderiyi Instagram’da gör
6. Patisserie de Pera — Pera Palace Hotel (1895)
1895’te açılış balosuyla misafirlerini karşılayan Pera Palace Hotel’in içindeki bu pastane, yalnızca tatlı satan bir yer değil; aynı zamanda şehrin en prestijli buluşma mekanlarından biri. 2013’te ‘dekorasyon kraliçesi’ Anouska Hempel tarafından yeniden tasarlanan Patisserie de Pera, tarihin her anını içinde barındıran bu efsane otelde vakit geçirmenin en lezzetli yolu.
Orhan Kemal, Fethi Naci ve Cemal Süreya gibi isimlerin yıllar önce bu adreste buluştuğu söylenir.
İmza lezzetleri: Kup Griye, Montebianco, Trüf pastası, limonlu çikolatalar, el yapımı pralinler.
Adres: Pera Palace Hotel, Meşrutiyet Cad. No:52, Tepebaşı/Beyoğlu
Buna da bakın:
View this post on Instagram
7. Parlar Pastanesi — Fatih/Cerrahpaşa (1958)
1958 yılında Kosova’nın Priştine şehrinden İstanbul’a göç eden Süleyman ve Abdül Parlar kardeşler, Cerrahpaşa’da küçük bir tatlı dükkanı açarlar. Aralarında yedi-sekiz dil bilen, anavatanlarında da gıda üzerine çalışmış bu yetenekli ailenin beraberinde getirdiği şey, tariflerin ta kendisiydi: Kosova’nın geleneksel tatlıları. Bugün dükkanın tezgahında ikinci kuşaktan Fatih Parlar duruyor.
Parlar Pastanesi’nin sırrı nedir? Tariflerin dışarı çıkmaması. Fatih Bey’in anlattığına göre 68 yıldır büyüklerinin öğrettiği tatların dışına hiç çıkmamışlar. İlk günden bu yana yapılan revani, Kosova’nın kendi toprağından gelen bir tarif . Ve o ilk günden bu yana popülerliğinden hiçbir şey kaybetmemiş. Dükkan ilk açıldığında yalnızca revani yapılırmış; tulumba, ev baklavası ve kadayıf sonradan menüye girmiş. Bir de ‘Fatih Sarması’ var. Her yerde bulamayacağınız, Rumeli usulü, ailenin anneannelerinden kalma özgün bir tarif.
Mekan salaş, oturma yeri az, otopark sıkıntılı — ama buraya lezzet cumhurbaşkanlığı forsuyla gelirsiniz. Fiyatlar son derece insani, sıra olabiliyor.
İmza lezzetleri: Revani (Kosova usulü), Fatih Sarması (Rumeli tarifi), tulumba, ev baklavası, kadayıf, şöbiyet.
Adres: Koca Mustafapaşa Cad. No:3, Fatih (Aksaray/Cerrahpaşa yakını)
Bu gönderiyi Instagram’da gör
8. Baltepe Pastanesi — Fatih (1956)
Hikâye 1930’da Çekoslovakya’nın Bratislava şehrinden başlıyor. Büyük dede Osman Bekiroğlu, o dönemin zor şartlarında ailesini geçindirmek için kardeşi Abdülvahap ile birlikte tatlı ve dondurma üretimine başlar. İsim, Makedonya’nın Tetova şehrindeki üzüm bağlarının bulunduğu ‘Baltepe’ bölgesinden geliyor. 1950’de Belgrad’a taşınan dükkan, 1956’da İstanbul’a gelir ve Fatih Yavuz Selim Caddesi’ndeki bugünkü adresine yerleşir. Açılışı, mahallede imam olarak görev yapan Hasan Kılıç Hocaefendi yapmıştır.
Baltepe Pastanesi’nin Türkiye tatlı tarihindeki yeri tartışmasız: 2009 yılında bir aile üyesi Makedonya ziyaretinde trileçeyle tanışır ve bu sütlü-karamelli Balkan tatlısını İstanbul’a taşır. Türkiye trileçeyi henüz telaffuz edemezken Baltepe onu vitrinine koymuştur. Bugün her köşe başındaki pastanede trileçe satılıyor; ama ‘gerçeği burada’ diyenler hâlâ kuyruğa giriyor.
Toplam 12 sandalyesi olan, çay servisi yapılmayan (uzun oturmasınlar diye), fiyatları yıllardır insani düzeyde kalan bu küçük dükkan; 3. nesil tarafından işletiliyor. Sarıyer’den kalkıp kazandibi yemeye gelenler, Kadıköy’den özel yolculuk yapanlar var. İstanbul’da ‘sana lezzet vaat eder, yersin çıkarsın’ türünden son kalan nadide yerlerden biri.
İmza lezzetleri: Trileçe (karamelli, frambuazlı, çikolatalı), süpangle üzeri dondurma, kazandibi (gerçek tavuklu), tavuk göğsü, keşkül, sade dondurma, fırın sütlaç.
Adres: Yavuz Selim Cad., Müstakimzade Sok. No:33, Fatih
Not: Çay servisi yok. Küçük mekan, yaz aylarında yoğunluk fazla. Uygun fiyat politikası.
Buna da bakın:
Özlemle Anılanlar: Artık Olmayan Pastaneler
Bu listeye giremeyenler de var: artık kapanmış olanlar. Lebon (1810-1940) ve Markiz (1940-1980) başı çekiyor. İstiklal’deki Nisuaz Pastanesi (1920), Niko Kiriçis tarafından kurulmuş; dönemin edebiyatçılarının uğrak noktasıydı. Daha yakın tarihte ise maalesef Markiz Pastanesi yeniden açılıp kapandı. Bu isimleri bilmek, bugün hâlâ ayakta duran pastanelerin ne kadar değerli olduğunu daha iyi kavramamızı sağlıyor.
Bunlara da bakın:
- Orijinal Fransız Sıcak Çikolata Tarifi – Paris Tarzı Sıcak Çikolata
- Hemingway’in Paris’indeki Efsanevi Barlar: Edebi Tarihin İzinde Bir Yolculuk
İstanbul’un En Eski ve En Meşhur Tarihi Pastaneleri – Özet
İstanbul’un tarihi pastanelerine girdiğinizde sadece tatlı yemiyorsunuz. Cumhuriyet’in ilk yıllarından bir fısıltı duyuyorsunuz, 1950’lerin Beyoğlu’ndan bir yankı hissediyorsunuz. O pastanede onlarca yıl önce oturmuş şairlerin sözleriyle aynı havayı soluyorsunuz. Baylan’ın Kup Griye’sini ilk kez denediğinizde anlıyorsunuz neden 70 yıldır tarif değişmemiş.
Sıkça Sorulan Sorular
İstanbul’un en eski pastanesi hangisidir?
Bugün hâlâ açık olanlar arasında en eskisi Baylan Pastanesi’dir (1923). Kapalananlar arasında Lebon/Markiz çok daha eski bir geçmişe sahip.
Beyoğlu’nda en iyi profiterol nerede yenir?
İnci Pastanesi (Mis Sokak, Beyoğlu) — 1944’ten bu yana değişmeyen tarif.
Kadıköy’de tarihi pastane var mı?
Baylan Pastanesi Kadıköy’ün en köklü pastanesi. Muvakkithane Caddesi’ndeki şubesi 1961’den bu yana hizmet veriyor.
İstanbul pastaneleri hangi saatlerde açık?
Çoğu 07:00-22:00/23:00 arasında açık. Sabah saatlerinde taze börek/poğaçaya denk gelmek için erken gitmeniz önerilir.



