Skip to main content

İstanbul’un Efsane Tarihi Pidecileri, yüzyıllık taş fırınların dumanında şekillenen ustalığı, kuşaktan kuşağa aktarılan hamur sırlarını ve şehrin gastronomi hafızasına kazınmış lezzet duraklarını keşfe çıkarıyor.

Pide, Türk mutfağının belki de en sade ve en dürüst yemeği.

Hamur, iç harç, ateş. Başka bir şey yok. Ve tam da bu yüzden yapmak zor, iyi yapmak ise çok zor. İstanbul’da onlarca pideci açılır, çoğu kapanır. Ama bir kısmı hep yaşar, kuşaklara hizmet eder. On yıl geçer, yirmi yıl, elli yıl… Sıra azalmaz, koku değişmez, hamur aynı el tarafından açılmaya devam eder.

Bu yazı, o köklü lezzetli pidenin peşinde.

İstanbul’un Efsane Tarihi Pidecileri: Fırın Kokusu, Çıtır Hamur

İstanbul'un Efsane Pidecileri: Fırın Kokusu, Derin Hikâye, Çıtır Hamur

Tarihi Hocapaşa Pidecisi — Sirkeci, 1964

Sirkeci’de Hocapaşa Sokağı’na girdiğiniz an, burunlarınız sizi zaten yönlendiriyor. 1964 yılından bu yana değişmeyen lezzetiyle Tarihi Hocapaşa Pidecisi, İstanbul halkına ve turistlere uzun yıllardır hizmet veriyor.

Buranın bir efsane pidesi var: “Günahkar.” Kıyma, kavurma, sucuk üzerine kırılmış yumurta. Karadeniz pidesine alışkın olmayanlar için biraz yağlı gelebilir, ama pide tutkunları için adres net.

Kavurmalı, pastırmalı ve kuşbaşılı pideleri Hocapaşa Pidecisi’nin en beğenilen lezzetleri arasında ilk sıralarda.Pideler çıtır çıtır tereyağı eşliğinde servis ediliyor. Yanında ikram edilen biber ve salatık turşuları da ayrı lezzetli. Tarihin içinde bir lokanta bu. Dışarıdaki kalabalıktan geçip içeri girince başka bir zamana adım atıyorsunuz.

📍 Hocapaşa Mahallesi, Ankara Caddesi Ve Hocapaşa Sokak No:11, Fatih/İstanbul

İstanbul'un Efsane Tarihi Pidecileri: Fırın Kokusu, Derin Hikâye, Çıtır Hamur

Meşhur Fatih Karadeniz Pidecisi — İbrahim Usta, 1969

1969’dan beri hizmet veren Fatih Karadeniz Pidecisi İbrahim Usta, yıllar geçtikçe müdavimlerini artırmayı başarıyor — bunun sırrı kaliteden ödün vermemekten geliyor.

İçi geleneksel taşlarla döşeli yöresel bir fırın kullanıyorlar. Kavurma Rize’den, peynir ve tereyağı Trabzon’dan, süt ve yumurta günlük olarak özel çiftliklerden getiriliyor. Bunu okuyunca bir şeyi anlıyorsunuz: Bu iş tesadüf değil, bilinçli bir tercih.

Ispanaklı-kaymaklı ve pastırmalı-kaşarlı pideleri özellikle ünlü. Taş fırından çıkan pidenin kokusu önce sizi çarpıyor, sonrası zaten başka bir şey konuşmaya gerek kalmıyor.

📍 Zeyrek Mahallesi, Büyük Karaman Caddesi No:40, Fatih

İstanbul’un Efsane Tarihi Pidecileri Görele Pidecisi Şakir Usta — Beyoğlu / Kulaksız

Şakir Sefer, elli yılı aşan deneyimiyle üç oğluyla birlikte bu küçük dükkânı işletiyor. Beyoğlu’nun arka sokaklarına sıkışmış, bulmak için biraz uğraşmanız gereken bir yer. Ama kokusu sizi yönlendiriyor zaten.

İçeride sadece altı masa var ve pideler yavaş yavaş yapılıyor — talep fazla olduğu için kapıda uzun kuyruklar oluşuyor. Kullanılan peynirler ve tereyağı özel, Görele’den geliyor. Peynirli pidede yöresel peynirler kullanılıyor; pide piştikten sonra üzerine büyükçe bir tereyağı ilave ediliyor.

Karışık pidede ise altta peynir, üzerinde sırasıyla kavurma, sucuk ve pastırma var. Kapalı kıymalı pide de içinde eriyen tereyağı ve patlamayı bekleyen sarı göz yumurtasıyla muhteşem.

Ama burayı sırf pide için gitmiş sayamazsınız. Her gelen kendini misafir değil akraba gibi hissediyor — Şakir Usta bu kadar içten, bu kadar sahici. Pazartesi kapalı olduğunu da not edin.

📍 Kulaksız Mahallesi, Kulaksız Caddesi No:53/A, Beyoğlu / Kasımpaşa

Kuveloğlu Han Tarihi Pide Fırını — Eminönü / Fatih

Eminönü’nde Küçükpazar yönüne yürüyorsunuz, bir anda hamurun ve talaşın karışık kokusu çarpıyor burnunuza. Hanın avlusuna giriyorsunuz — ve birkaç asır geriye gidiyorsunuz.

Ahmet Alagöz, dedesinden öğrendiği Osmanlı usulü fırında 36 yıldır talaş ateşiyle pide pişiriyor. “Fırın geleneği dedemden babama, babamdan da bana kalan bir meslek” diyor. 8 yaşında fırında çalışmaya başlamış.

Kuveloğlu Hanı’nın yaklaşık 208 yıllık bir geçmişi var. Han içindeki bu fırının ise 400 yıllık mazisinin olduğu söyleniyor — Osmanlı döneminde padişahlara özel ekmek yapılan türden bir fırın.

Fırının özelliği talaşla yanması. “Talaşlı fırında pide ısıyla pişiyor, herhangi bir duman ya da alev görmüyor” diye anlatıyor Ahmet usta. Odun fırınında ateşin isi ürüne sinebilirken, talaşlı fırında bu olmaz. Bu küçük fark, pideye bambaşka bir doku ve lezzet katıyor.

Buraya sadece pide yemeye değil, bir şeylere tanıklık etmeye gidiyorsunuz.

📍 Kıble Çeşme Caddesi, Kuveloğlu İş Hanı içi, Eminönü / Fatih

İstanbul'un Efsane Tarihi Pidecileri: Fırın Kokusu, Çıtır Hamur

Sezai Usta Karadeniz Pide Salonu — Vefa / Fatih, 1981

1981 yılında Kastamonu’nun Daday ilçesi Kayı köyünden gelerek kardeşiyle birlikte kurulan Karadeniz Pide Salonu, Fatih’in Vefa semtinde yarım asra yakın süredir hizmet veriyor.

Bu mekanın hikâyesi sadece pideyle bitmiyor. Sezai usta 3 Ekim 2021’de hayata gözlerini yumdu. İnsanlar buraya sadece midelerini değil ruhlarını da doyurmaya gelirdi — Sezai ustanın verdiği şey tebessümle sunulan gönül lezzetiydi. Babasından aldığı emaneti oğlu Rıza Bey, para kazanma hırsına kapılmadan sürdürüyor.

Müşteri mekâna geldiğinde fırında kızarmış yeşil biber, salata, tereyağı ve ayran ikram olarak servis ediliyor. “Müşteri değil misafir” anlayışıyla hareket edilen bu mekanda duvara asılı bir tabela var: “Pidelerimiz elle yenirse daha lezzetli olur.”

Kuşbaşılı kaşarlı ve kavurmalı pideleri öne çıkıyor. Odun fırınında pişen pideler, kaliteli malzemeleri ve samimi esnaflığıyla müdavimlerini bırakmıyor. Vedat Milör’ün de uğradığı bu küçük salaş dükkan, Fatih’e gittiğinizde rotanıza girsin.

📍 Hacı Kadın Mahallesi, Katip Çelebi Caddesi, Muhabir Sokak No:6, Vefa / Fatih

 

Yaşar Bafra Pide & Çorba Salonu — Üsküdar

Anadolu Yakası’nda Bafra pidesi arayanlar için tek adres bu.

Trabzon tereyağıyla yapılan pideleriyle ve kendilerine özgü çorbasıyla tanınan bu mekan, baba ve oğulun Bafra’dan getirdiği malzemelerle işletiliyor. Ayran sürahiyle geliyor — içtiğiniz kadar ödüyorsunuz. Bu da söylüyor bir şeyi: burada müşteriye saygı var.

Menü kasıtlı olarak dar tutulmuş; sadece beş-altı pide çeşidi ve bir çorba var. Bu daralık aslında güven işareti. Çok şey yapmaya kalkmak yerine, az şeyi iyi yapmayı seçmişler.

Asıl sürprizi çorba. Bafra’dan gelen tereyağıyla yapılan pideleri ve meşhur özel çorbaları mutlaka denenmeli. Tarifi kimseye söylememesiyle de ünlü bu çorba — bir kez içince neden bu kadar gizli tutulduğunu anlıyorsunuz.

Üsküdar’a yolunuz düşüyorsa, pideyi elle yiyin. Büyük lokma koparın. Ayranı bir solukta için. Ve çorbayı unutmayın.

📍 Aziz Mahmut Hüdayi Mahallesi, Halk Caddesi No:72, Üsküdar

İstanbul’un Efsane Tarihi Pidecileri –  Pideban — Sarıyer, 1977

İstanbul’da “pide” denilince en çok telaffuz edilen yerlerden biri Pideban. Bunun sebebi İstanbul’un ilk Karadeniz pidecilerinden biri olması.

Pideban’ın sahipleri Giresun Göreleli. Yaptıkları pidelerde ve tatlılarda yerel malzemelere ağırlık veriyorlar — sütlaçlarının üzerine koydukları fındıklar bile kendi tarlalarında yetişen Karadeniz fındıkları. Bu ayrıntı küçük görünebilir ama lezzette fark yaratan tam da bu tür küçük şeyler.

Sarıyer’de üç şubesi bulunan mekanın en eskisi ve en çok bilineni Sarıyer Merkez şubesi. En öne çıkan pideleri yuvarlak açık Karadeniz pidesi ile kapalı kavurmalı pidesi. Pide dışında ev yemekleri ve kömürde döner de var — ama herkes pide için gidiyor.

📍 Sarıyer Merkez, Maden ve Çayırbaşı şubeleri

Buna da bakın:

Nizam Pide & Sütlaç — Beyoğlu, 1970’ler

“Türkiye’nin ilk tescilli pidecisi” unvanına sahip olan Nizam Pide, 1982 yılında bu tescili aldı. Ama ondan önce de Beyoğlu’nun pide adresi olarak biliniyordu.

Kurucu Nizamettin Kızılkaya şu an kendini emekli etmiş, tüm esnaflık birikimini oğullarına emanet etmiş. Rizeli bir aile, Taksim’in tam ortasında, onlarca yıldır aynı hamuru aynı özenle açıyor.

Burada iki şey birbirinden ayrılamaz: pide ve sütlaç. Taksim ve civarında canınız çıtır çıtır pide çektiğinde gideceğiniz tek yer burasıdır — pidenin ardından meşhur sütlacı da bitirince yüzünüzde güzel bir tebessümle ayrılırsınız.

Favoriler arasında “Doktor Nizam” (kuşbaşı, kıyma, kaşar, sarımsak) ve kavurmalı-kaşarlı pide öne çıkıyor. Fındıklı fırın sütlacı ise ayrı bir hikâye.

📍 Kamerhatun Cad. No:3, Galatasaray, Beyoğlu / Taksim ve Harbiye şubeleri

 

 

Köşem Karadeniz Pide Salonu — Göztepe, 1982

Küçük ve salaş bir mekan olan Köşem Karadeniz Pide, 1982’den bu yana meşhur Karadeniz pidesini kaşarlı ve kavurmalı versiyonlarıyla kaliteli şekilde sunuyor.

Bu tür yerlerin büyüsü tam da bu salaşlıkta. Hiçbir dekor cambazlığı yok, sadece iyi pide var. Kavurmalıdan pastırmalıya, kaşarlıdan kıymalıya çeşit çeşit pide bulmak mümkün. Kapalı veya açık, istediğiniz gibi siparişi verebilirsiniz — üstüne kırılacak yumurtayı da unutmayın.

📍 Tütüncü Mehmet Efendi Caddesi No:10/A, Göztepe, Kadıköy

Buna da bakın:

İstanbul'un Efsane Tarihi Pidecileri: Fırın Kokusu, Çıtır Hamur

Coşkun Usta Bafra Pide — Kızıltoprak

Karadeniz pide dünyasında Bafra’nın ayrı bir yeri var. Kapalı, ince uzun, içi dolu — Samsun’un o yol kenarı pidecilerini hatırlatan bir duygu.

Tüm malzemeleri Karadeniz’den getirilen bu mekanda taş fırında odun ateşinde pişen pideler; kapalı uzun ve açık yuvarlak şeklinde ayrılıyor. Patatesliden ıspanaklıya, kabaklıdan kaşarlı patlıcanlıya kadar geniş bir yelpaze sunuyor. Ama kıymalı ve kavurmalıyı yine de geçemiyoruz.

📍 Zühtüpaşa Mahallesi, Hasan Amir Sok. No:25, Kızıltoprak

İstanbul’un Efsane Tarihi Pidecileri Hakkında Bilmeniz Gerekenler

İstanbul’un pide haritası aslında büyük ölçüde Karadeniz göç tarihinm haritası. 1960’lar ve 70’lerden itibaren Rize, Giresun, Trabzon, Samsun’dan gelen aileler bu şehre hem emeklerini hem de fırın kültürlerini getirdi. Bugün hâlâ pek çok ustanın malzemeleri denizin öte yakasından, köyünden, bağından geliyor.

Ve bu yüzden iyi pide sadece bir yemek değil; bir köy sabahını, bir anneyi, bir eve dönüş özlemini taşıyor içinde.

İstanbul’u gezmek isteyenler büyük mekânları, müzeleri ve köprüleri bilir. Ama bu şehri gerçekten tanıyanlar, küçük bir sokağa saptığında burnuna çarpan pide kokusunun peşinden gitmeyi öğrenir. O koku sizi nereye götürürse, doğru yere gidiyorsunuzdur.

Buna da bakın:

İstanbul’un Efsane Tarihi Pidecileri Hakkında Sık Sorulan Sorular

İstanbul’un en eski pidecisi hangisi?

Belgelenmiş tarihlere göre Tarihi Hocapaşa Pidecisi (1964) ve Fatih Karadeniz Pidecisi (1969) en köklü adresler arasında. Eminönü’ndeki Kuveloğlu Han’daki tarihi pide fırınının tarihi ise çok daha gerilere uzanıyor.

Karadeniz pidesi ile normal pide arasındaki fark nedir?

Karadeniz pidesi daha yağlı ve genellikle taş fırında odun ateşiyle pişirilir. İç harcında tereyağı, Trabzon peyniri veya kavurma kullanılması karakteristik özellikleridir. Hamur biraz daha ince ve çıtır olur.

İstanbul’da Bafra pidesi nerede bulunur ?

Coşkun Usta Bafra Pide (Kızıltoprak) bu konuda öne çıkan adres. Tokalak Bafra Pidecisi de sevenler tarafından öneriliyor.

Pideye eşlik edecek en iyi içecek nedir?

Tereyağlı ve yağlı bir Karadeniz pidesinin yanında açık ayran, bakır bardakta servis edilirse daha da iyi.

Özetle, İstanbul’un efsane tarihi pidecileri, gastronomi kültürünün en köklü temsilcileri olarak taş fırından çıkan pideleriyle şehrin lezzet hafızasını yaşatmaya devam ediyor.